4 Nisan 2016

HAKİMİYET MİLLETİNDİR

HAKİMİYET MİLLETİNDİR.

Türkiye 15 Temmuz 2016 akşamı, kendi ordusunun içerisinde illegal olarak örgütlenen, ülkede ‘Paralel Devlet Yapılanması’ ve ‘Fetullahçı Terör Örgütü’ olarak da bilinen, kesinlikle emir-komuta içerisinde olmayan azınlık bir grubun asker kanadının darbe girişimi ve saldırılarıyla karşı karşıya kalmıştır.

Ülkeyi, tüm halkı, siyasi partileri, seçimle işbaşına gelmiş Cumhurbaşkanı’nı, hükûmeti ile Türk Silahlı Ordusu başta olmak üzere devlet kurumları ve yöneticilerini, hukuk devletini ve demokrasiyi hedef alan bu girişim, bir askeri darbeden öte tüm toplum tarafından ülke tarihinin yaşadığı en büyük ve en organize terör saldırısı olarak algılanmıştır.

Mart 1998’den bu yana ABD Pensilvanya’da yaşayan ve eski bir vaiz olan Fetullah Gülen’in lideri olduğu bu terörist örgütün 24 saat geçmeden bastırılan girişimi sırasında, ülke tarihinin en kanlı ve şiddetli saldırıları yaşanmıştır. Saldırılara karşı sokağa çıkan halka savaş uçakları, helikopterler, tanklar ve keskin nişancılarla saldırılmış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesiyle kaldığı otel hedef alınmış, milletvekillerinin içinde bulunduğu parlamento (TBMM) ile asker, polis, ve istihbarata ait önemli kurumların yanı sıra çeşitli telekomünikasyon binaları bombalanmıştır. Saldırılar sırasında sivil, asker ve polis birçok devlet yöneticisi saldırganlar tarafından rehin alınırken, bir kısmı da acımasızca öldürülmüştür. Devlet televizyonu TRT ve CNN TÜRK kanalları işgal edilmiş, medya mensuplarına saldırılmış, ülkenin en önemli yolları ve köprüleri işgal edilerek ulaşıma kapatılmıştır. NATO üsleri tehdit edilmiş, Türkiye ve NATO’nun güvenliği riske atılmaya çalışılmıştır. Olaylar sonucu, çoğunluğunu sivillerin oluşturduğu 300’e yakın insan vahşice katledilirken, yaklaşık 1500 kişi de yaralanmıştır.

Saldırganların mensubu olduğu Fetullahçı Terör Örgütü, tüm dünyada ‘Hizmet Hareketi’ ismiyle kurumsallaştır. IŞİD benzeri olan ve dünyayı ele geçireceğine inanan mesiyanik inançlara sahip Fetullahçı Terör Örgütü, Türkiye’nin yanı sıra 100’ün üstünde ülkede örgütlenmeyi başarmıştır. Eski bir din görevlisi olan Fetullah Gülen tarafından 1964 yılından bu yana faaliyet gösteren örgüt, ‘ılımlı İslam’ ve dinlerarası diyalog söylemini esas alan söylemleri ve eğitim odaklı faaliyetleriyle tanınmıştır. Yaklaşık 700’ü Türkiye’de olmak üzere, tüm dünyada 2000’den fazla özel okul açan örgüt, okulları ve diğer eğitim kurumlarından edindiği insan sermayesi yoluyla, devlet kurumlarında illegal olarak örgütlenmiştir. Küçük yaşlardan itibaren dini ve ideolojik eğitime tâbî tuttuğu öğrencileri, ‘illegal şekilde temin ettiği sınav soruları’ yoluyla başta rütbeli asker, polis, hakim, savcı, istihbaratçı ve öğretmen olarak yetiştirmek üzere eğitmiş ve devlet kurumlarına sızdırmayı başarmıştır. Faaliyet gösterdiği ülkelerde siyaset, medya ve iş dünyasında da güçlü şekilde örgütlenen Gülenistler, tüm bu alanlarda kurduğu ilişkiler ağı ve yaptığı bağışlarla ciddi bir lobi gücüne de sahip olmuştur. Tüm dünyadaki faaliyetleriyle insan sermayesi ve kurumsal yapısını büyütmeyi başaran örgüt, yıllık yaklaşık 25 milyar dolarlık bir ciroya ulaşmayı başarmıştır. Ayrıca birçok legal ve illegal istihbarat ve terör örgütüyle de ortak çalışmalar yürüten örgüt, faaliyet gösterdiği ülkelerde her türlü yasadışı dinleme ve izlemeler gerçekleştirmiştir. Bu yasadışı faaliyetleri yoluyla hedeflerine ulaşmak üzere her türlü baskı, tehdit ve şantaj girişiminde bulunabileceği hazırlıkları yapan örgüt, saldırılarda bulunmaktan da çekinmemiştir.

Türkiye’nin yakın tarihinde toplumsal gerilimi artıran başta Hrant Dink suikastı ve 34 vatandaşın savaş uçaklarıyla bombalanarak öldürüldüğü Uludere saldırısı gibi birçok suikast, katliam, saldırı ve faili meçhul cinayet ile adı anılan örgüt, politik ve bürokratik rakiplerini sindirmek için de çok sayıda eylemde bulunmuştur. Türkiye’de Cumhurbaşkanı ve başbakan dahil siyasetçi, devlet yöneticisi, gazeteci, akademisyen ve işadamlarının da aralarında bulunduğu yüzbinlerce insanı illegal şekilde dinleyen örgütün, yaklaşık 4 milyon telefon dinlemesi yaptığı ortaya çıkmıştır. Örgüt, yaptığı gizli video çekimleriyle de ülkede siyaset dahil pek çok alanda hedeflerine ulaşacağı baskı, şantaj ve tehditleri gerçekleştirmiştir. Rakibi olarak gördüğü askerler, polisler, sivil bürokratlar, siyasetçiler ve gazeteciler ile kendisine yardımda bulunmayan çok sayıda işadamını, açtığı çete davaları yoluyla sindirmiş ve hapse atmıştır. 7 Şubat 2012’de, örgüt mensubu olan polis, savcı ve hakimlerin işbirliğiyle ülkenin istihbarat teşkilatı başkanını tutuklama girişimi yoluyla, ülkedeki demokratik siyaseti ve iktidardaki AK Parti ve lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı ilk kez doğrudan hedef almıştır. 17-25 Aralık 2013 tarihlerinde ise bir başka yargı darbesi girişimiyle ve ortaya çıkardığı binlerce yasadışı dinleme ve izleme faaliyetiyle doğrudan dönemin Başbakanı Sn. Erdoğan’ı ve AK Parti hükûmetini hedef alarak, ülke siyasetini dizayn etmeye kalkışmıştır. Ancak Türk halkı, gerçekleşen ilk yerel seçimden itibaren yaşanan seçimlerde iktidar partisi ve liderine desteğini artırarak, örgütün hedeflerine geçit vermemiştir.

Fetullahçı Terör Örgütü, bu kez örgüt üyesi askerleri yoluyla iktidarı ele geçirebilmek için, Türkiye’ye yönelik en büyük illegal saldırısını 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirmiştir. Ancak saldırılar sırasında canı pahasına sokağa çıkan Türk halkı; savaş uçakları, tanklar ve her türlü ağır silaha kendisini siper ederek, canı pahasına ülkesini ve demokrasiyi korumayı başarmıştır. Türkiye’nin yaşadığı bu en büyük ve en organize terör saldırılarına, halkın yanı sıra başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükumet olmak üzere, muhalefetteki tüm siyasi partiler, polis teşkilatı ve askerlerin büyük kısmı güçlü şekilde direnmiştir. Türkiye, kendi istikrar ve güvenliğinin NATO ülkelerinin istikrarı ve güvenliği anlamına da geldiğinin bilinciyle, Fetullahçı terör saldırısını başarıyla bastırmıştır.

Saldırıların püskürtülmesinden sonra, ülke genelinde Fetullahçı Terör Örgütü ve saldırılarda payı olanlara yönelik, hukuk devleti ve ilkeleri çerçevesinde etkin bir hukuki mücadele başlatılmıştır. Örgütün olası yeni girişimlerinin önünü kesmek ve halkın güvenliği ile Türkiye’nin demokrasisi ve istikrarının devamını sağlamak maksadıyla, 30 ya da 45 gün içerisinde bitirilmesi planlanan ‘olağanüstü hal’ uygulaması ilan edilmiştir.

15 Temmuz’dan itibaren yaşanan süreçte, Türkiye’nin yaşadığı terör saldırılarına karşı, Türk halkı, devleti, hukuku ve demokrasinin yanında yer alarak, darbe girişimini ve saldırıları lanetleyen, tüm dost ve müttefik ülkelere müteşekkiriz. Legal görünümlü illegal bir yapılanma olan Fetullahçı Terör Örgütü’nün saldırıları da göstermiştir ki; terörün hedefi tüm insanlık, legal siyaset, hukuk ve demokrasinin kendisidir. On yıllardır terör saldırılarının hedefi olan insanlık, artık en üst düzey işbirliği ile terörün her türlüsüne karşı topyekûn bir mücadeleye girişmeli; kimden ya da nereden gelirse gelsin teröre karşı çıkmalı, güç ve işbirliğinde bulunmalıdır. Türkiye, son olarak doğrudan hedefi olduğu Fetullahçı Terör Örgütü’nün yanı sıra, IŞİD ve PKK da başta olmak üzere, terörün ve terörist grupların her türlüsüne karşı mücadeleyi kararlılıkla sürecektir. Tüm dost ve müttefik ülkelerin Türkiye’yi bu konuda yalnız bırakmayacağına inancımızı yineleyerek, en üst düzey iş ve güç birlikteliğinde bulunmaya devam edeceğini de ümit etmekteyiz.

Saygılarımızla

UMTD Yönetim Kurulu

 

 

TÜRKİYE AFRİKA BARIŞ KUPASI TURNUVASI İSTANBU 2003/2016 SEZONLARI ORGANİZASYONUMUZ;

2003 Yılında Kasımpaşa Stadında Nijerya ve Kamerun takımları arasında açılışını gerçekleştirdiğimiz Afrika Barış Barış Kupası İstanbul projemiz 2005 yılında Feriköy Stadına Geçerek Gana,Sengal,Zambia,Etiopya,Güney Afrika, Uganda Ülkelerinin katılıyla 8Afrika Ülkesine devam ettiğimiz Afrika Barış Turnuvamız 2011 Yılında Somali,Fildişi,Gine,Sudan Ülkelerinin katılımlarıyla 12 Afrika Ülkesine ulaştık, 2012 Yılında Fatih Belediyesi sponsorluğunda 4/ Afrika Ülkelerinin katılımlarıyla 16 Afrika ülkesiyle devam etmekte olan projemiz 2016 Yılında2/Afrika Ülkesi katılımı ile 18 Afrika ülkesiyle devam etmektedir.

 

NOT: PROJELERİMİZİN İSİM HAKKI RESMİ TESCİL İLE KURUMUMUZA AİTTİR.